Selin
New member
Etkileme gücü mü?
Özgürlük mü?
Saygınlık mı?
Mutluluk mu?
Yoksa insanın kendi potansiyelini gerçekleştirmesi mi?
Bu sorulara verilen cevaplar cinsiyetten bağımsız olarak büyük ölçüde değişebilir.
Örneğin 35 yaşında bir erkek için cihangirlik, kendi şirketini kurmak olabilir. Aynı yaştaki başka bir erkek için borçlarını kapatıp daha az çalışmak ve çocuğuyla zaman geçirmek olabilir.
Aynı şekilde bir kadın için cihangirlik üst düzey yönetici olmak anlamına gelebilirken başka bir kadın için ekonomik bağımsızlığını kazanmak veya ailesinin kendisi adına verdiği kararları değiştirmek anlamına gelebilir.
Dolayısıyla cihangirliğin ölçeği kişiye göre değişir.
Birinin küçük gördüğü bir başarı, başka birinin hayatındaki en büyük özgürleşme olabilir.
Toplumsal beklentiler cihangirlik tanımını nasıl değiştiriyor?
Bence erkek-kadın karşılaştırmasında en dikkat çekici konu burada ortaya çıkıyor.
Erkeklerden tarihsel olarak daha fazla “başaran”, “kazanan”, “güçlü olan” ve “ailesini geçindiren” kişi olmaları beklenmiştir. Bu nedenle bazı erkekler açısından cihangirlik başarısızlık korkusuyla doğrudan bağlantılı olabilir.
“Yeterince başarılı değilsem değerim azalır mı?”
Bu soru oldukça ağır bir psikolojik yük yaratabilir.
Kadınlarda ise toplumsal beklentiler farklı bir gerilim oluşturabilir:
“Başarılı olursam fazla mı iddialı görünürüm?”
“Başarılı bir kariyer ile aile hayatını aynı anda sürdürebilir miyim?”
“Güçlü göründüğümde çevrem bunu nasıl yorumlar?”
Bunların hiçbiri bütün erkeklerin veya bütün kadınların yaşadığı deneyimler değildir. Fakat toplumsal beklentilerin insanların başarıya yüklediği anlamı etkileyebildiğini gösteren önemli bir çerçeve sunar.
Dahası, araştırmalar insanların aynı davranışı kadın ve erkeklerde farklı değerlendirebildiğini de gösteriyor. APA'nın aktardığı araştırmalarda kadınların öfke gibi duygusal ifadelerinin erkeklere kıyasla daha olumsuz yorumlanabildiğine ilişkin bulgular bulunuyor. APA+1
Bu durum “kadınlar daha duygusaldır” demekten çok daha karmaşık bir noktaya işaret ediyor:
İnsanların duygulara verdiği tepki, duyguyu gösteren kişinin cinsiyetinden etkilenebiliyor.
Dolayısıyla aynı davranışın toplumsal karşılığı farklılaşabiliyor.
Objektiflik ve duygusallık karşılaştırması neden dikkatli yapılmalı?
“Erkekler objektif, kadınlar duygusal” şeklindeki cümle kulağa basit geliyor ama bilimsel açıdan oldukça sorunlu.
Çünkü objektif olmak erkeklere ait bir özellik değil.
Duygusal olmak da kadınlara ait bir özellik değil.
Bir erkek yatırım kararı verirken son derece analitik davranabilir fakat ailesiyle ilgili bir konuda duygularıyla hareket edebilir. Bir kadın kariyer planını tamamen istatistikler ve maliyet-fayda hesabı üzerinden yapabilirken başka bir konuda sezgilerine güvenebilir.
Üstelik Hyde'ın çalışmalarının önemli sonuçlarından biri de tam olarak burada yatıyor: kadın ve erkekler arasındaki psikolojik farklılıkların çoğu sanıldığından küçük ve bağlama duyarlı. PubMed
Bu nedenle cinsiyet üzerinden “hangi taraf daha doğru düşünüyor?” sorusunu sormaktansa hangi bakış açısı hangi bilgiyi görünür kılıyor? diye sormak daha verimli.
Veri bize “ne oldu?” sorusunu cevaplamada güçlüdür.
Duygusal ve toplumsal deneyimler ise bazen “bu neden önemli?” sorusunu anlamamıza yardımcı olur.
İyi bir değerlendirme ikisini karşı karşıya getirmek yerine birleştirir.
Modern cihangirlik: Dünyayı fethetmek yerine kendi hayatını yönetmek
Günümüzde “cihangir olmak” ifadesini yeniden yorumlayacak olursak, bana göre en sağlıklı anlam başkalarını ezerek üstünlük kurmak değil, kendi hayatının sorumluluğunu üstlenmek olur.
Bu yaklaşım klasik fetih fikrinden önemli ölçüde ayrılıyor.
Klasik cihangir için başarı başkalarının topraklarını ele geçirmekti.
Modern insan için ise başarı belki de kendi zamanını, parasını, dikkatini ve kararlarını yönetebilmek.
Bu açıdan:
- Borçlarını kontrol altına alan kişi,
- sevmediği bir işi bırakabilecek ekonomik özgürlüğe ulaşan kişi,
- yıllarca ertelediği eğitimine başlayan kişi,
- sağlıklı ilişkiler kurmayı öğrenen kişi,
- mesleğinde uzmanlaşan kişi,
- başkalarının beklentileri yerine kendi değerlerine göre yaşamaya başlayan kişi
kendi ölçeğinde bir “cihangirlik” gerçekleştirmiş olabilir.
Bence kavramın en güçlü modern yorumu da burada.
Çünkü dünyayı fethetmek dışarıdaki alanı büyütürken, kendini yönetebilmek içerideki alanı büyütür.
Sonuç: Cihangir olmak güç mü, özgürlük mü?
“Cihangir olmak” kelimenin tarihsel anlamında dünyaya hükmetme, fethetme ve büyük bir alanı kontrol altına alma fikrini taşıyor. Fakat modern kullanımda bunun anlamı çok daha geniş.
Erkeklerin ve kadınların cihangirlik kavramını farklı deneyimlerle yorumlayabilmesi mümkün; ancak bu farklılıkları doğrudan biyolojik veya psikolojik “erkek-kadın karakteri” şeklinde açıklamak doğru değil. Güvenilir psikoloji araştırmaları, iki cinsiyetin birçok psikolojik özelliğinde büyük ölçüde benzer olduğunu ve farklılıkların bağlama göre değişebildiğini gösteriyor. PubMed+1
Öte yandan sosyal destek araştırmalarında görüldüğü gibi bazı davranış kalıplarında gerçek farklılıklar da bulunabiliyor. Kadınların sosyal destek ağlarını daha geniş kullanması buna bir örnek. Pew Research Center
Bu nedenle bence tartışmayı “erkekler mi daha cihangir, kadınlar mı?” noktasına sıkıştırmak yerine şu sorular daha ilginç:
Sizce cihangir olmak başarıyla mı, güçle mi, özgürlükle mi ölçülmeli?
Çok para kazanıp hayatına hükmedemeyen bir insan gerçekten cihangir sayılır mı?
Toplumun erkeklerden ve kadınlardan beklediği başarı biçimleri sizce değişiyor mu?
Bir insanın kendi hayatını başkalarının hayatından daha fazla kontrol edebilmesi, modern çağın gerçek cihangirliği olabilir mi?
Belki de en önemli soru şu: Dünyayı ele geçirmek mi daha büyük bir başarı, yoksa insanın kendi hayatını başkalarının beklentilerine teslim etmeden yaşayabilmesi mi?
Kaynaklar
1. Türk Dil Kurumu kaynaklarında “cihangir” sözcüğünün anlamı: dünyanın büyük bir bölümünü eline geçiren kimse. Habertürk+1
2. Enver Konukçu, “Cihangir”, TDV İslâm Ansiklopedisi. TDV İslâm Ansiklopedisi
3. Janet Shibley Hyde, “The Gender Similarities Hypothesis”, American Psychologist, 2005. 46 meta-analizin değerlendirilmesine dayanan çalışma. PubMed
4. Janet Shibley Hyde, “Gender Similarities and Differences”, Annual Review of Psychology, 2014. Annual Reviews
5. Pew Research Center, “Men, Women and Social Connections”, 6.204 yetişkinle, 3-15 Eylül 2024 tarihli araştırma. Pew Research Center+1
6. American Psychological Association, cinsiyet ve duyguların algılanmasına ilişkin araştırma özeti. APA+1
Özgürlük mü?
Saygınlık mı?
Mutluluk mu?
Yoksa insanın kendi potansiyelini gerçekleştirmesi mi?
Bu sorulara verilen cevaplar cinsiyetten bağımsız olarak büyük ölçüde değişebilir.
Örneğin 35 yaşında bir erkek için cihangirlik, kendi şirketini kurmak olabilir. Aynı yaştaki başka bir erkek için borçlarını kapatıp daha az çalışmak ve çocuğuyla zaman geçirmek olabilir.
Aynı şekilde bir kadın için cihangirlik üst düzey yönetici olmak anlamına gelebilirken başka bir kadın için ekonomik bağımsızlığını kazanmak veya ailesinin kendisi adına verdiği kararları değiştirmek anlamına gelebilir.
Dolayısıyla cihangirliğin ölçeği kişiye göre değişir.
Birinin küçük gördüğü bir başarı, başka birinin hayatındaki en büyük özgürleşme olabilir.
Toplumsal beklentiler cihangirlik tanımını nasıl değiştiriyor?
Bence erkek-kadın karşılaştırmasında en dikkat çekici konu burada ortaya çıkıyor.
Erkeklerden tarihsel olarak daha fazla “başaran”, “kazanan”, “güçlü olan” ve “ailesini geçindiren” kişi olmaları beklenmiştir. Bu nedenle bazı erkekler açısından cihangirlik başarısızlık korkusuyla doğrudan bağlantılı olabilir.
“Yeterince başarılı değilsem değerim azalır mı?”
Bu soru oldukça ağır bir psikolojik yük yaratabilir.
Kadınlarda ise toplumsal beklentiler farklı bir gerilim oluşturabilir:
“Başarılı olursam fazla mı iddialı görünürüm?”
“Başarılı bir kariyer ile aile hayatını aynı anda sürdürebilir miyim?”
“Güçlü göründüğümde çevrem bunu nasıl yorumlar?”
Bunların hiçbiri bütün erkeklerin veya bütün kadınların yaşadığı deneyimler değildir. Fakat toplumsal beklentilerin insanların başarıya yüklediği anlamı etkileyebildiğini gösteren önemli bir çerçeve sunar.
Dahası, araştırmalar insanların aynı davranışı kadın ve erkeklerde farklı değerlendirebildiğini de gösteriyor. APA'nın aktardığı araştırmalarda kadınların öfke gibi duygusal ifadelerinin erkeklere kıyasla daha olumsuz yorumlanabildiğine ilişkin bulgular bulunuyor. APA+1
Bu durum “kadınlar daha duygusaldır” demekten çok daha karmaşık bir noktaya işaret ediyor:
İnsanların duygulara verdiği tepki, duyguyu gösteren kişinin cinsiyetinden etkilenebiliyor.
Dolayısıyla aynı davranışın toplumsal karşılığı farklılaşabiliyor.
Objektiflik ve duygusallık karşılaştırması neden dikkatli yapılmalı?
“Erkekler objektif, kadınlar duygusal” şeklindeki cümle kulağa basit geliyor ama bilimsel açıdan oldukça sorunlu.
Çünkü objektif olmak erkeklere ait bir özellik değil.
Duygusal olmak da kadınlara ait bir özellik değil.
Bir erkek yatırım kararı verirken son derece analitik davranabilir fakat ailesiyle ilgili bir konuda duygularıyla hareket edebilir. Bir kadın kariyer planını tamamen istatistikler ve maliyet-fayda hesabı üzerinden yapabilirken başka bir konuda sezgilerine güvenebilir.
Üstelik Hyde'ın çalışmalarının önemli sonuçlarından biri de tam olarak burada yatıyor: kadın ve erkekler arasındaki psikolojik farklılıkların çoğu sanıldığından küçük ve bağlama duyarlı. PubMed
Bu nedenle cinsiyet üzerinden “hangi taraf daha doğru düşünüyor?” sorusunu sormaktansa hangi bakış açısı hangi bilgiyi görünür kılıyor? diye sormak daha verimli.
Veri bize “ne oldu?” sorusunu cevaplamada güçlüdür.
Duygusal ve toplumsal deneyimler ise bazen “bu neden önemli?” sorusunu anlamamıza yardımcı olur.
İyi bir değerlendirme ikisini karşı karşıya getirmek yerine birleştirir.
Modern cihangirlik: Dünyayı fethetmek yerine kendi hayatını yönetmek
Günümüzde “cihangir olmak” ifadesini yeniden yorumlayacak olursak, bana göre en sağlıklı anlam başkalarını ezerek üstünlük kurmak değil, kendi hayatının sorumluluğunu üstlenmek olur.
Bu yaklaşım klasik fetih fikrinden önemli ölçüde ayrılıyor.
Klasik cihangir için başarı başkalarının topraklarını ele geçirmekti.
Modern insan için ise başarı belki de kendi zamanını, parasını, dikkatini ve kararlarını yönetebilmek.
Bu açıdan:
- Borçlarını kontrol altına alan kişi,
- sevmediği bir işi bırakabilecek ekonomik özgürlüğe ulaşan kişi,
- yıllarca ertelediği eğitimine başlayan kişi,
- sağlıklı ilişkiler kurmayı öğrenen kişi,
- mesleğinde uzmanlaşan kişi,
- başkalarının beklentileri yerine kendi değerlerine göre yaşamaya başlayan kişi
kendi ölçeğinde bir “cihangirlik” gerçekleştirmiş olabilir.
Bence kavramın en güçlü modern yorumu da burada.
Çünkü dünyayı fethetmek dışarıdaki alanı büyütürken, kendini yönetebilmek içerideki alanı büyütür.
Sonuç: Cihangir olmak güç mü, özgürlük mü?
“Cihangir olmak” kelimenin tarihsel anlamında dünyaya hükmetme, fethetme ve büyük bir alanı kontrol altına alma fikrini taşıyor. Fakat modern kullanımda bunun anlamı çok daha geniş.
Erkeklerin ve kadınların cihangirlik kavramını farklı deneyimlerle yorumlayabilmesi mümkün; ancak bu farklılıkları doğrudan biyolojik veya psikolojik “erkek-kadın karakteri” şeklinde açıklamak doğru değil. Güvenilir psikoloji araştırmaları, iki cinsiyetin birçok psikolojik özelliğinde büyük ölçüde benzer olduğunu ve farklılıkların bağlama göre değişebildiğini gösteriyor. PubMed+1
Öte yandan sosyal destek araştırmalarında görüldüğü gibi bazı davranış kalıplarında gerçek farklılıklar da bulunabiliyor. Kadınların sosyal destek ağlarını daha geniş kullanması buna bir örnek. Pew Research Center
Bu nedenle bence tartışmayı “erkekler mi daha cihangir, kadınlar mı?” noktasına sıkıştırmak yerine şu sorular daha ilginç:
Sizce cihangir olmak başarıyla mı, güçle mi, özgürlükle mi ölçülmeli?
Çok para kazanıp hayatına hükmedemeyen bir insan gerçekten cihangir sayılır mı?
Toplumun erkeklerden ve kadınlardan beklediği başarı biçimleri sizce değişiyor mu?
Bir insanın kendi hayatını başkalarının hayatından daha fazla kontrol edebilmesi, modern çağın gerçek cihangirliği olabilir mi?
Belki de en önemli soru şu: Dünyayı ele geçirmek mi daha büyük bir başarı, yoksa insanın kendi hayatını başkalarının beklentilerine teslim etmeden yaşayabilmesi mi?
Kaynaklar
1. Türk Dil Kurumu kaynaklarında “cihangir” sözcüğünün anlamı: dünyanın büyük bir bölümünü eline geçiren kimse. Habertürk+1
2. Enver Konukçu, “Cihangir”, TDV İslâm Ansiklopedisi. TDV İslâm Ansiklopedisi
3. Janet Shibley Hyde, “The Gender Similarities Hypothesis”, American Psychologist, 2005. 46 meta-analizin değerlendirilmesine dayanan çalışma. PubMed
4. Janet Shibley Hyde, “Gender Similarities and Differences”, Annual Review of Psychology, 2014. Annual Reviews
5. Pew Research Center, “Men, Women and Social Connections”, 6.204 yetişkinle, 3-15 Eylül 2024 tarihli araştırma. Pew Research Center+1
6. American Psychological Association, cinsiyet ve duyguların algılanmasına ilişkin araştırma özeti. APA+1