Elektron ilgisi 8A'da var mı ?

Selin

New member
Buradaki temel fikir şudur: Bir elektronun atomun yakınında bulunması ile atom tarafından enerji bakımından kalıcı biçimde tutulması farklı olaylardır.

Bu yüzden 8A grubunun elektron ilgisini değerlendirirken yalnızca “Son katman dolu mu?” sorusuna değil, “Yeni elektron eklendiğinde toplam enerji nasıl değişiyor?” sorusuna da bakmalıyız.
[HEADING=1]4. Gerçek Veriler Ne Söylüyor? Klor ile Soy Gazların Karşılaştırılması[/HEADING]
Elektron ilgisini anlamanın en kolay yollarından biri, elektron kazanması enerji açısından elverişli olan bir elementle soy gazları karşılaştırmaktır.

Aşağıdaki tabloda klor ve ksenon üzerinden iki farklı durum görülüyor.

Özellik Klor (Cl) Ksenon (Xe)

Atom numarası 17 54

Periyodik tablodaki grubu 17. grup (7A) 18. grup (8A)

Değerlik elektronları 7 8

Elektron kazanma eğilimi Güçlü Kararlı negatif atomik iyon oluşturması elverişli değil

Elektron ilgisi Yaklaşık 3,61 eV Kararlı negatif atomik iyon için tanımlanan değer yok

Klorun elektron ilgisi, elektron kazanılması sırasında açığa çıkan enerji esas alındığında yaklaşık 3,61 eV, yani mol başına 348,6 kJ'dür. Ksenon için Kraliyet Kimya Derneğinin periyodik tablo verilerinde elektron ilgisi “kararlı değil” olarak belirtilir. Buradaki ifade, ksenon atomunun kararlı bir negatif atomik iyon oluşturmasının elverişli olmadığını anlatır; bütün koşullarda elektronlarla hiçbir etkileşime giremeyeceği anlamına gelmez. cccbdb.nist.gov+2

Rakamların anlattığı fark önemlidir. Klorun dış katmanında yedi elektron vardır. Bir elektron daha kazanması, değerlik katmanındaki sekiz elektronlu düzene ulaşmasını sağlar. Ksenonun ise değerlik katmanı zaten doludur.

Ancak buradan “Elektron ilgisi, periyodik tabloda soldan sağa doğru her zaman artar” gibi kesin bir kural çıkarmamalıyız. Elektron ilgisi periyodik eğilim gösterse de her elementte aynı biçimde değişmez. Atom yarıçapı, elektron dizilimi, elektronlar arasındaki itme ve yeni elektronun yerleşeceği orbital gibi etkenler sonucu değiştirir.

Kendi yorumum: Periyodik tablodaki eğilimleri ezberlemek, ilk soruları çözmemizi sağlayabilir; fakat karşılaştırmalı verileri incelemek, kuralların neden geçerli olduğunu anlamamıza yardım eder. Klor ve ksenon arasındaki farkı yalnızca grup numaralarıyla değil, elektronların enerji düzeniyle açıklamak çok daha kalıcı bir öğrenme sağlar.
[HEADING=1]5. Helyum, Neon ve Argonun Elektron İlgisi Aynı mıdır?[/HEADING]
8A grubundaki bütün elementleri tek bir kalıba sokmak da doğru değildir. Helyum, neon ve argon aynı grupta yer alsalar bile farklı atom numaralarına, elektron dizilimlerine ve enerji düzeylerine sahiptir.

- Helyum (He): İki elektronu birinci enerji düzeyini doldurur. Birinci katmanın kapasitesi iki elektron olduğu için yeni bir elektronun yerleşmesi, dolu temel katman düzeninin dışına çıkılmasını gerektirir.

- Neon (Ne): İkinci enerji düzeyindeki 2s2s2s ve 2p2p2p orbitalleri doludur. Yeni bir elektronun bu dolu değerlik düzenine eklenmesi enerji bakımından elverişli değildir.

- Argon (Ar): Üçüncü enerji düzeyinin değerlik orbitalleri doludur. Elektron kazanması, klorun elektron kazanmasıyla aynı kararlılık sonucunu oluşturmaz.

- Kripton (Kr) ve ksenon (Xe): Daha fazla elektron içermelerine rağmen değerlik orbitalleri doludur. Bu durum, kimyasal tepkimelerde genel olarak düşük reaktivite göstermelerine katkıda bulunur.

Soy gazların atom numarası arttıkça elektron bulutlarının büyümesi ve çekirdek-elektron etkileşimlerinin değişmesi, bazı özelliklerinin de değişmesine yol açar. Bu nedenle bütün soy gazların kimyasal davranışlarının tamamen aynı olduğu söylenemez.

Örneğin ksenon, helyum ve neon kadar tepkimeye isteksiz değildir. Bu durum elektron ilgisinin yüksek olduğu anlamına gelmez; farklı kimyasal süreçlerin mümkün olabileceğini gösterir.

Bu ayrımı akılda tutmak, “Soy gazlar kararlıdır, dolayısıyla hiçbir şekilde tepkime vermezler” biçimindeki yanlış genellemeyi önler.
[HEADING=1]6. Gerçek Hayattan Örnek: Ksenon Bileşikleri Nasıl Oluşturulabiliyor?[/HEADING]
Soy gazların kimyasal açıdan tamamen etkisiz olduğu düşüncesi, kimya tarihinde uzun süre etkili olmuştur. Ancak 1962 yılında Neil Bartlett'in ksenon içeren bir bileşik elde etmesi, bu düşüncenin yeniden değerlendirilmesine yol açmıştır.

Kraliyet Kimya Derneğinin ksenon elementine ilişkin tarihsel açıklamasına göre Bartlett, ksenonun florla bileşik oluşturabildiğini göstermiştir. Günümüzde ksenon diflorür (XeF2XeF_2XeF2) ve ksenon tetraflorür (XeF4XeF_4XeF4) gibi bileşikler bilinmektedir. Dernek, yüzden fazla ksenon bileşiğinin üretildiğini de belirtmektedir. Periodic Table+2

Bu gelişme, 8A grubunun kimyasal davranışını anlamak açısından neden önemlidir?

Çünkü bir atomun elektron kazanma eğilimi ile kimyasal bağ oluşturabilmesi aynı şey değildir. Ksenon, uygun koşullarda flor gibi güçlü elektron çekme eğilimine sahip elementlerle tepkime verebilir. Bu süreç, ksenon atomunun mutlaka bir elektron alarak kararlı bir Xe−Xe^-Xe− iyonuna dönüşmesini gerektirmez.

Başka bir ifadeyle, ksenonun florla bileşik oluşturabilmesi, elektron ilgisinin yüksek olduğunu kanıtlamaz. Kimyasal bağ oluşumu; atomların elektron yoğunluklarının yeniden düzenlenmesi, bağ enerjileri ve tepkime koşulları gibi birçok faktöre bağlıdır.

Bu örnek, fen bilimlerinde sıkça karşılaştığımız önemli bir düşünme biçimini ortaya koyar: Bir özelliği açıklamak için yalnızca tek bir kavrama dayanmak yerine, birbiriyle ilişkili fiziksel ve kimyasal süreçleri birlikte değerlendirmek gerekir.

Gerçek hayatta kullanılan ksenon lambaları ve bazı uzay araçlarındaki ksenon iyon itki sistemleri de elementin farklı özelliklerinin uygulamaya dönüşmesine örnektir. Ksenonun bu sistemlerde kullanılması, elektron ilgisinin yüksek olmasından değil, elektriksel olarak uyarılabilmesi ve uygun koşullarda iyonlaştırılabilmesi gibi özelliklerinden kaynaklanır. Periodic Table+1
[HEADING=1]7. Elektron İlgisi ile İyonlaşma Enerjisini Karıştırmamak Gerekir[/HEADING]
Bu konuda sık yapılan hatalardan biri, elektron ilgisi ile iyonlaşma enerjisini aynı kavram gibi düşünmektir.

İyonlaşma enerjisi, gaz hâlindeki nötr bir atomdan bir elektron koparmak için gereken enerjidir:

X(g)→X+(g)+e−X(g)\rightarrow X^+(g)+e^-X(g)→X+(g)+e−

Elektron ilgisi ise bir elektronun nötr atoma eklenmesiyle gerçekleşen enerji değişimiyle ilişkilidir:

X(g)+e−→X−(g)X(g)+e^-\rightarrow X^-(g)X(g)+e−→X−(g)

İki süreç birbiriyle bağlantılı olsa da birbirinin aynısı değildir.

Soy gazların iyonlaşma enerjilerinin yüksek olması, atomlarından elektron koparmanın zor olduğunu gösterir. Dolu değerlik katmanları bu kararlılığa katkıda bulunur. Fakat bir atomun elektronunu zor kaybetmesi, elektron kazanma sürecinin de aynı ölçüde enerji bakımından elverişli olduğu anlamına gelmez.