Selin
New member
6284 sayılı Kanun bakımından da cinsel, fiziksel, psikolojik ve ekonomik zarar veya acıya yol açan ya da yol açması muhtemel davranışlar şiddet kapsamında değerlendirilebiliyor. Şiddet mağdurları bakımından koruyucu ve önleyici tedbir mekanizmaları mevcut. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, koruyucu tedbir kararı verilmesinde delil veya belge aranmadığını ve tedbirlerin şiddet veya şiddet tehlikesi bulunan aile bireyleri bakımından uygulanabildiğini belirtiyor.
Erkekler ve kadınlar konuya aynı şekilde mi yaklaşır?
Bu konuda “erkekler böyledir, kadınlar şöyledir” demek bana göre tartışmayı gereksiz yere basitleştiriyor. Bununla birlikte bazı forum tartışmalarında ortaya çıkan yaklaşım farklılıklarını anlamak açısından iki eğilimden söz edilebilir.
Bazı erkekler meseleye daha stratejik ve çözüm odaklı yaklaşabiliyor: “Kanunda hangi madde var?”, “Ceza ne kadar?”, “Şikâyet süresi nedir?”, “Nasıl ispatlanır?” gibi sorular öne çıkıyor. Bu yaklaşım özellikle hukuki belirsizliği gidermek açısından yararlı olabilir.
Bazı kadınlar ise konunun duygusal ve ilişkisel boyutuna daha fazla dikkat çekebiliyor: “Eşim benim sınırıma neden saygı göstermedi?”, “Bunu istemediğimi söylediğim halde neden ısrar etti?”, “Güvende miyim?” gibi sorular gündeme gelebiliyor.
Fakat bunları biyolojik veya değişmez cinsiyet özellikleri gibi görmek doğru olmaz. Stratejik düşünen çok sayıda kadın, son derece empatik yaklaşan çok sayıda erkek vardır. Aynı kişinin bir konuda hukuki ve çözüm odaklı, başka bir konuda ise son derece duygusal davranması da mümkündür.
Bence doğru yaklaşım cinsiyet üzerinden değil, rıza, sınır, güvenlik ve hukuki haklar üzerinden kurulmalı.
Tartışmanın güçlü ve zayıf tarafları
Bu tartışmanın güçlü tarafı, evlilik kurumunun kişisel hakları ortadan kaldırmadığını giderek daha fazla görünür hale getirmesi. Bir insan evlendikten sonra da kendi bedeni hakkında karar verme hakkına sahiptir.
Zayıf tarafı ise bazı tartışmaların hukuki gerçeklerden koparak ahlaki yargılara dönüşmesi. Örneğin “Bunu yapan zaten kötü insandır” demek hukuki soruyu cevaplamıyor. Aynı şekilde “Evlilikte böyle şeyler normaldir” demek de rıza sorununu ortadan kaldırmıyor.
Bir başka zayıflık da eski kanun metinlerinin güncelmiş gibi paylaşılması. TCK 102'nin 2014 yılında önemli ölçüde değiştiği dikkate alınmadan yapılan yorumlar, özellikle ceza miktarları konusunda ciddi bilgi kirliliğine yol açabiliyor. Güncel mevzuat ve Yargıtay kararları kontrol edilmeden yalnızca forum yorumlarına dayanmak bu nedenle sağlıklı değil. Yargıtay'ın kendi sisteminde emsal kararların mevzuat, daire, esas ve karar bilgileri üzerinden aranabilmesi de bu ayrımın önemini gösteriyor.
Asıl sorulması gereken sorular
Bence konuya “Ters ilişkinin cezası kaç yıl?” sorusuyla başlayıp orada bırakmak eksik kalıyor.
Şunları sormak daha anlamlı:
Evlilik, kişinin eşine karşı sınırsız bir cinsel hak verdiği anlamına gelebilir mi?
Daha önce verilmiş bir rıza, her gelecek ilişki için otomatik rıza sayılabilir mi?
Bir kişi açıkça istemediğini söylediğinde diğer eşin ısrarının sınırı nerede başlar?
“Hayır” dememek ile gerçekten özgürce “evet” demek aynı şey midir?
Hukuki düzenlemeyi bilmek kadar, eşlerin birbirlerinin sınırlarına saygı göstermesi neden önemli?
Bir olayda yalnızca fiziksel güç kullanılıp kullanılmadığına bakmak, korku ve baskı gibi unsurları gözden kaçırabilir mi?
Bu soruların cevabı bize aslında konunun yalnızca cinsel bir tercih tartışması olmadığını gösteriyor.
Sonuç: Ceza “ters ilişkiye” değil, rıza dışı cinsel saldırıya ilişkindir
Türkiye'de yetişkin eşlerin karşılıklı rızaya dayanan cinsel davranışlarının sırf anal ilişki niteliğinde olması nedeniyle özel bir “ters ilişki cezası” bulunmuyor. Hukuki sorun, kişinin cinsel dokunulmazlığının rıza dışında ihlal edilmesiyle ortaya çıkıyor.
Rıza dışı ve vücuda organ veya sair cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilen eylemler TCK 102/2 kapsamında değerlendirilebilir ve kanunda on iki yıldan az olmamak üzere hapis cezası öngörülmüştür. Eşe karşı işlendiğinde ise soruşturma ve kovuşturma mağdurun şikâyetine bağlıdır. Olayın ayrıntıları, kullanılan cebir veya tehdit, mağdurun durumu, yaralanma ve diğer koşullar hukuki değerlendirmeyi değiştirebilir.
Dolayısıyla “evlilik içinde serbesttir” veya “ters ilişkinin kendisi suçtur” şeklindeki iki kesin cümle de meseleyi yanlış anlatıyor. Doğru hukuki çerçeve çok daha basit ama aynı zamanda daha ciddi: Evlilik rıza yerine geçmez; cinsel tercih ise tek başına suç oluşturmaz. Belirleyici olan, somut olayda rızanın bulunup bulunmadığı ve eylemin hukuken hangi unsurları taşıdığıdır.
Somut bir olay söz konusuysa, yalnızca forum yorumlarına göre hareket etmek yerine güncel TCK hükümleri ve olayın özellikleri üzerinden bir ceza hukuku avukatından hukuki değerlendirme almak en güvenli yoldur.
Kişisel girişimi daha samimi yap
Cinsiyet bölümünü daha dengeli yeniden yaz
Erkekler ve kadınlar konuya aynı şekilde mi yaklaşır?
Bu konuda “erkekler böyledir, kadınlar şöyledir” demek bana göre tartışmayı gereksiz yere basitleştiriyor. Bununla birlikte bazı forum tartışmalarında ortaya çıkan yaklaşım farklılıklarını anlamak açısından iki eğilimden söz edilebilir.
Bazı erkekler meseleye daha stratejik ve çözüm odaklı yaklaşabiliyor: “Kanunda hangi madde var?”, “Ceza ne kadar?”, “Şikâyet süresi nedir?”, “Nasıl ispatlanır?” gibi sorular öne çıkıyor. Bu yaklaşım özellikle hukuki belirsizliği gidermek açısından yararlı olabilir.
Bazı kadınlar ise konunun duygusal ve ilişkisel boyutuna daha fazla dikkat çekebiliyor: “Eşim benim sınırıma neden saygı göstermedi?”, “Bunu istemediğimi söylediğim halde neden ısrar etti?”, “Güvende miyim?” gibi sorular gündeme gelebiliyor.
Fakat bunları biyolojik veya değişmez cinsiyet özellikleri gibi görmek doğru olmaz. Stratejik düşünen çok sayıda kadın, son derece empatik yaklaşan çok sayıda erkek vardır. Aynı kişinin bir konuda hukuki ve çözüm odaklı, başka bir konuda ise son derece duygusal davranması da mümkündür.
Bence doğru yaklaşım cinsiyet üzerinden değil, rıza, sınır, güvenlik ve hukuki haklar üzerinden kurulmalı.
Tartışmanın güçlü ve zayıf tarafları
Bu tartışmanın güçlü tarafı, evlilik kurumunun kişisel hakları ortadan kaldırmadığını giderek daha fazla görünür hale getirmesi. Bir insan evlendikten sonra da kendi bedeni hakkında karar verme hakkına sahiptir.
Zayıf tarafı ise bazı tartışmaların hukuki gerçeklerden koparak ahlaki yargılara dönüşmesi. Örneğin “Bunu yapan zaten kötü insandır” demek hukuki soruyu cevaplamıyor. Aynı şekilde “Evlilikte böyle şeyler normaldir” demek de rıza sorununu ortadan kaldırmıyor.
Bir başka zayıflık da eski kanun metinlerinin güncelmiş gibi paylaşılması. TCK 102'nin 2014 yılında önemli ölçüde değiştiği dikkate alınmadan yapılan yorumlar, özellikle ceza miktarları konusunda ciddi bilgi kirliliğine yol açabiliyor. Güncel mevzuat ve Yargıtay kararları kontrol edilmeden yalnızca forum yorumlarına dayanmak bu nedenle sağlıklı değil. Yargıtay'ın kendi sisteminde emsal kararların mevzuat, daire, esas ve karar bilgileri üzerinden aranabilmesi de bu ayrımın önemini gösteriyor.
Asıl sorulması gereken sorular
Bence konuya “Ters ilişkinin cezası kaç yıl?” sorusuyla başlayıp orada bırakmak eksik kalıyor.
Şunları sormak daha anlamlı:
Evlilik, kişinin eşine karşı sınırsız bir cinsel hak verdiği anlamına gelebilir mi?
Daha önce verilmiş bir rıza, her gelecek ilişki için otomatik rıza sayılabilir mi?
Bir kişi açıkça istemediğini söylediğinde diğer eşin ısrarının sınırı nerede başlar?
“Hayır” dememek ile gerçekten özgürce “evet” demek aynı şey midir?
Hukuki düzenlemeyi bilmek kadar, eşlerin birbirlerinin sınırlarına saygı göstermesi neden önemli?
Bir olayda yalnızca fiziksel güç kullanılıp kullanılmadığına bakmak, korku ve baskı gibi unsurları gözden kaçırabilir mi?
Bu soruların cevabı bize aslında konunun yalnızca cinsel bir tercih tartışması olmadığını gösteriyor.
Sonuç: Ceza “ters ilişkiye” değil, rıza dışı cinsel saldırıya ilişkindir
Türkiye'de yetişkin eşlerin karşılıklı rızaya dayanan cinsel davranışlarının sırf anal ilişki niteliğinde olması nedeniyle özel bir “ters ilişki cezası” bulunmuyor. Hukuki sorun, kişinin cinsel dokunulmazlığının rıza dışında ihlal edilmesiyle ortaya çıkıyor.
Rıza dışı ve vücuda organ veya sair cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilen eylemler TCK 102/2 kapsamında değerlendirilebilir ve kanunda on iki yıldan az olmamak üzere hapis cezası öngörülmüştür. Eşe karşı işlendiğinde ise soruşturma ve kovuşturma mağdurun şikâyetine bağlıdır. Olayın ayrıntıları, kullanılan cebir veya tehdit, mağdurun durumu, yaralanma ve diğer koşullar hukuki değerlendirmeyi değiştirebilir.
Dolayısıyla “evlilik içinde serbesttir” veya “ters ilişkinin kendisi suçtur” şeklindeki iki kesin cümle de meseleyi yanlış anlatıyor. Doğru hukuki çerçeve çok daha basit ama aynı zamanda daha ciddi: Evlilik rıza yerine geçmez; cinsel tercih ise tek başına suç oluşturmaz. Belirleyici olan, somut olayda rızanın bulunup bulunmadığı ve eylemin hukuken hangi unsurları taşıdığıdır.
Somut bir olay söz konusuysa, yalnızca forum yorumlarına göre hareket etmek yerine güncel TCK hükümleri ve olayın özellikleri üzerinden bir ceza hukuku avukatından hukuki değerlendirme almak en güvenli yoldur.
Kişisel girişimi daha samimi yap
Cinsiyet bölümünü daha dengeli yeniden yaz